top of page


Bir Watkins Yolculuğu: La Commune, Medyanın Gücü
Bir yüzyılın sonu, bir bin yılın da. Kıyametten bahsediliyor. Milenyum. Kıyamet gerçekleştiyse de haberimiz olmadı. Peter Watkins, 1871'in izini sürüyor. Paris 11. Bölge olduğu yerde duruyor. İleri saralım, 2071. Petre Wächter, 1871'in nöbetini devralmış. Komün ne demek, adil bir düzen sağlanabilir mi, 11. Bölge'ye ne olacak, burjuva bugün neye benziyor, Watkins-Watkins? Watkins, 1999'da Komün hakkında bir film yapmış.

Murat Mert Atmaca
3 gün önce14 dakikada okunur


Uluslararası Barış Oyunları, Reality Show, The Gladiators
Gladyatörler, “Uluslarası Barış Oyunları” adında kurgu bir televizyon dizisini konu alıyor. Bu oyunlar, aslında Açlık Oyunları’ndan aşina olduğumuz gibi bir tür program. Dünyanın her yerinden katılımcılar iki gruba ayrılıyor ve hayatta kalmaya çalışarak oyunu bitirmeye çalışıyor.

Yağmur Naz Aydın
5 gün önce3 dakikada okunur


Sırat: Sinemanın Ritüele Dönüştüğü An
Sırat, izleyiciyi yalnızca bir hikâyenin içine değil, aynı zamanda yoğun bir atmosferin ortasına davet eden bir film. Karakterlerin fiziksel yolculuğu, klasik macera ya da dramatik yapıdan farklı olarak, içsel ve psikolojik bir yolculuk niteliği taşır. Film, mekânların genişliği, zamanın yavaş ilerleyişi ve sahnelere yerleştirilmiş ritmik müziklerle örülmüş bir atmosfer sunar.

Helin Kınçak
3 Nis6 dakikada okunur


Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni: Sinemayı Ne Kadar Sevebiliriz?
Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni filmi sadece bir klasik değil, bir adanmışlık hikayesidir. Yavuz Turgul’un bu eşsiz eserini, sinema tutkusu ve kişisel fedakarlıklar ekseninde derinlemesine inceledik. Sinemaya gerçekten ne kadar dayanabilirsiniz?

Cem Kamil Dede
29 Mar4 dakikada okunur


Watkins’in Otobiyografik Mirası: Edvard Munch, Ressamın Portresi ve Hayat Kitabı
Peter Watkins’in “en kişisel filmim” olarak nitelediği eseri Edvard Munch; 19. yüzyıl sonu orta sınıf aile yapısını, sınıf ayrımını, sanat içindeki muhafazakarlığı apaçık bir gerçekçilikle bize sunar. Bunun yanında Watkins’in anakronik anlatım yapısı, izleyici kitlesini bariz biçimde (!) gözler önünde olan “bu-günleri” düşünmesini sağlar. Tarihsel olayların belgesel estetiğiyle sunulması, 1880’li yıllar ile günümüz arasındaki benzerlikleri vurgular.

Mete Yaran
26 Mar3 dakikada okunur


Peter Watkins, Kestirme Yol Yok: The War Game, Monoform, İletişim Krizi
Peter Watkins benim bu retrospektif aracılığıyla tanıdığım bir isim olması ile birlikte kafamda bir çok soru işareti bırakmayı da başardı. BBC ile başlayan kamu yayıncılığı modelinin içerisinde yer alan Watkins televizyonculuk geçmişine sahip bir yönetmen olarak karşımıza çıkıyor. Bunun yanı sıra kendisi tanımlamalara ve sınıflandırmalara sığmayan bir kişilik. Yönetmenliğini yaptığı filmler ya da görüşleri ile çoğu kabuklaşmış düşünceye zıtlık teşkil eden birisi.

Bahadır Koçak
21 Mar5 dakikada okunur


Eski Dünya Mitleri Yeni Dünyayı Yutarken: Korktuğun Kişiye Dönüşmek- Martin (1977)
George A. Romero, hepimizin günümüzde bildiği “Zombi” mitini modern şekilde inşaa ederken başka kültürleri de yeniden yorumlamaktan geri kalmadı. Usta yönetmenin kendi filmografisinde değerini bulamayan bir inci olan hatta “favori filmim” olarak öne çıkardığı Martin sinema tarihinin en kanlı ve en sade vampir ironisini konu alır.

Ahmet Arda Gençkurt
12 Mar5 dakikada okunur


Geçici Şehirler, Kalıcı Kimlikler: Sinemada Aidiyetin Coğrafyası
Modern sinema bize şunu söyler: Sabit bir kimlik yoktur. Sabit bir yer yoktur. Sabit bir özne yoktur.
Bize bir kaybın hikâyesini anlatır. Bu kayıp, “ev” duygusudur. Klasik anlatı sineması karakteri bir mekâna yerleştirir; ev, kasaba, mahalle ya da şehir kimliğin zeminidir. Oysa modern sinema bu zemini çözer. Mekân artık varoluşun temeli değil, varoluşun kaygan yüzeyidir. Çünkü insan aynı anda her yerde olmak ister.

Helin Kınçak
6 Mar3 dakikada okunur


Ulrike Ottinger’i Tanımak: Freak Orlando’dan Freak City’e Defansif Bir Sıçrayış
Ulrike Ottinger, erken dönem Alman sesli sinemanın Alman ekspresyonizmi akımında konumlanan; sürrealizm, dadaizm, edebiyat, resim, tiyatro, tarih ve mitoloji gibi farklıFreak Orlando, Virginia Wolf'un aynı adlı romanından esinlenerek cinsiyet değiştirebilen ve böylece sürekli yeniden doğan Orlando karakteri etrafında döner. Filmin omurgası beş bölümden kurulur: mitolojik başlangıç; Orta Çağ ve dini bağnazlık, Rönesans ve Aydınlanma, Sanayi Devrimi ve modernite ve Günümüz (198

Mete Yaran
2 Mar4 dakikada okunur


Üzerinde Oturduğumuz Sandalye Politiktir: Wim Wenders, Ekim
Sinemayı toplumdan ve toplumun problemlerinden ayrı düşünemeyen sinemaseverler, geçen hafta bir dostunu kaybetti. O isim Wim Wenders’ti. Bu kayıp fiziki bir kayıp olmasa bile birçoğumuz Wenders’i kötü anmaya başladı bile.
Berlin Film Festivali’nin bu yılki jüri başkanı olan Wim Wenders, İsrail’in Filistin soykırıma dair sorulan bir soruyu “sinema politikanın tam zıttıdır.” diyerek cevapladı. Ben de bu cevap karşısında şoke olanlar arasındaydım.

Devrim Erdoğan
22 Şub4 dakikada okunur


Hesap Soran Bir Nostalji: Aşk, Mark ve Ölüm
Aşk, Mark ve Ölüm, modern Avrupa’nın görmezden geldiği, ancak gurbetçilerin müzikle ilmek ilmek ördüğü o 'öteki' tarihin sinemada yankılanan en canlı sesidir. Cem Kaya’nın filmi, arşiv görüntülerini zararsız bir nostaljiye dönüştürmek yerine, onları bugünün politik ve sınıfsal sorularına doğru iter; sesi yalnızca hatırlanan değil, hesap soran bir şeye dönüştürür. Bu nedenle film, bir geçmiş anlatısından çok, sessizleştirilmiş bir emek sınıfının tarih sahnesine geri dönüşü ola

Okan Dülger
11 Şub5 dakikada okunur


Devrimin Deliliği: Marat/Sade
Peter Weiss’in 1963 yılında yazdığı Marat/Sade, tam adıyla “The Persecution and Assassination of Jean-Paul Marat as Performed by the Inmates of the Asylum of Charenton Under the Direction of the Marquis de Sade”, hem tiyatro hem de sinema tarihinde sınırları zorlayan bir eserdir. Oyun, 1808 yılında Charenton Akıl Hastanesi’nde geçer; Marquis de Sade, burada kaldığı dönemde akıl hastalarına kendi yazdığı bir oyunu oynatır. Bu oyunun seyircileri ise hastane yöneticileri ve döne

Özgür Kalender
21 Oca3 dakikada okunur


Ataerki, Sınıf ve Ekonomik Koşullar Üçgeni Arasında: Asiye Nasıl Kurtulur?
Asiye nasıl kurtulur? Asiye ancak çarkın bir dişlisi olduğunda “kurtulur”. Ömrü boyunca en iyi bildiği işe sermaye yatırmalıdır. Başka çaresi var mıdır “paraya para katmak” için? “Kişi kadın doğmaz, kadın olur.” -Simone de Beauvoir Asiye Nasıl Kurtulur?, Atıf Yılmaz (1986) Film “Fuhuşla Mücadele Derneği”nden bir geneleve gelen Semiha Hanım’la başlıyor. Semiha hanım elinde bir notla Asiye adlı bir kadınını soruyor. Notu yazan Asiye’yse bir seks işçisinin kızı. Bu esnada içle

Yağmur Naz Aydın
18 Oca3 dakikada okunur


The Devils: İnanç ve Otorite
Grandier ve Jeanne, merkezi otorite olan ruhban sınıfının ideolojik hegemonyasının tesisinin sonucunda kurban edilen tarihi kişiliklerdir. Dinin ve dini kurumların egemenliğinde gündelik yaşamda etkisini gösteren her türlü yozlaşmanın dogmalarla belirlendiği bir dönemi beyaz perdeye yansıtan film; insan inanç ve yaşam çerçevesinde inanca bağlı dogma ve tabuların hayata müdahalesinin hezimetini ortaya koymaktadır.

Gökçe Su
14 Oca3 dakikada okunur


Stalking Laura: 90’lar Televizyon Filmleri Bize Bugünün Sinemasında Neyin Yanlış Gittiğini Söylüyor Olabilir mi?
Stalking Laura (diğer adıyla I Can Make You Love Me), 1993 yılında Michael Switzer tarafından Lifetime için çekilmiş bir televizyon filmi. Netflix’te ya da diğer streaming platformlarında izlediğim pek çok yapımdan almadığım bir keyif ve haz verdi bana.
Nedenini sorguladığımda ise bugünün ana akım sinemasında giderek daha fazla eksikliğini hissettiğim bazı temel katmanlarla karşılaştım. Bu yazı, tam olarak o eksikliğin peşinden gitme denemesi.

Irmak Kutlu
11 Oca3 dakikada okunur


Holy Motors: İnsan Kimliği Olan Bir Varlık Mı, Yoksa Sürekli Performans Mı?
Holy Motors, izleyicisine bir hikâye anlatmaktan çok, onu tuhaf bir dolaşmaya davet ediyor. Bizi hikâye anlatmaktan çok bir sorunun içine bırakıyor: Eğer hayatımızın her anında bir role giriyorsak, “ben” dediğimiz şey nerede başlıyor? Filmde Oscar, bir gün içinde onlarca hayata girip çıkıyor. Limuzinin kapısı her açıldığında yeni bir yüz, yeni bir beden ve yeni bir duygu beliriyor. Fakat bu sahnelerin hiçbirinde “set” görmüyoruz. Kamera yok, ekip yok.

Helin Kınçak
7 Oca6 dakikada okunur


Kahramansız Bir Direniş, Cherán’da Hayatta Kalmanın Politikası: Enraizados
Sélim Benzeghia imzalı Enraizados, modern devletin hukuk, temsiliyet ve güvenlik iddialarının fiilen askıya alındığı bir bağlamda ortaya çıkan yeni bir siyasal yapılanmayı kadrajına alır. Belgesel, 2000’li yılların sonuna doğru kartellerin kontrolüne giren Cherán bölgesinde; kaçırmalar, cinayetler ve sistematik kaçak ağaç kesimleriyle her yönden saldırı altında kalan yaşamı arka plana yerleştirerek 2011 yılında yerel halk öncülüğünde başlayan öz-yönetim sürecini merkeze yerle

Arda Dikilitaş
4 Oca3 dakikada okunur


Direnişin Gölgesindeki Hayatlar:Rojeke Ronî
Kobanê Direnişi sonrasında Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan bir ailenin hikâyesini anlatan Rojeke Ronî, aslında çok yabancı olmadığımız kavramlar üzerinde işleniyor: kimlik siyaseti, çocuk işçilik, savaş psikolojisi... Yalnızca Türkiye’nin değil filmde anlatılan coğrafyanın da yabancısı olmadığı şeyler bunlar.

Abdülmelik Çelik
4 Oca1 dakikada okunur


Meksika’da Kaybedilen Ruhlar ve Devlet Şiddetinin Gölgesinde Bir İz Arayışı: Dalia’s Still Here
Meksikalı gazeteci Celia Guerrero’nun bu çarpıcı sözleriyle başlayan kısa animasyon filmi Dalia’s Still Here, 2006 yılında Meksika hükümetinin başlattığı “uyuşturucuya bağlı şiddetle mücadele operasyonunun” insanlar üzerinde nasıl yıpratıcı etkiler bıraktığını anlatıyor.

Ekin Eylül Çok
4 Oca2 dakikada okunur


Euphonium ve Silahlarla Bir Albay’ı Hatırlamak: Colonel’s Song
Yarım kalmış bir dönemde doğan, yarım kalmış bir tarihî figür Pesyan. İlk gençliği; Kaçar Hanedanı'nın diğer imparatorluklarla eş zamanlı çözündüğü bir dönemde, bir devrin kalıntıları ve yabancı müdahalelerle dönüşüm çırpınışları eşliğinde geçiyor. I. Dünya Savaşı sırasında Almanya'da; gördüğü teknik tedrisatın yanında Batı müziğiyle ilgileniyor, keman çalıyor, şiir yazıyor. Askeriye dışındaki bu uğraşı ve karakterine sirayet eden estetik hassasiyetler, filme, diğer işlerde g

Murat Mert Atmaca
4 Oca4 dakikada okunur
bottom of page
