Direnişin Gölgesindeki Hayatlar:Rojeke Ronî
- Abdülmelik Çelik

- 3 gün önce
- 1 dakikada okunur
Kobanê Direnişi sonrasında Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan bir ailenin hikâyesini anlatan Rojeke Ronî, aslında çok yabancı olmadığımız kavramlar üzerinde işleniyor: kimlik siyaseti, çocuk işçilik, savaş psikolojisi... Yalnızca Türkiye’nin değil filmde anlatılan coğrafyanın da yabancısı olmadığı şeyler bunlar.
Filmin başlarında görülen elma sahnesi, Kobanê’nin oldukça doğusunda kalan Halepçe’yi akıllara getiriyor. 16 Mart 1988’de Baas rejimi tarafından Enfal Hareketi dahilinde gerçekleştirilen Halepçe Katliamı, coğrafyanın tüm Kürtlerini oldukça etkilemiş ve acısı hâlâ en taze şekilde hissedilmektedir. Katliamda kullanılan kimyasallar elma kokusuyla beraber verilmiştir.
Saldırı sonucunda hayatta kalan çocukların ve yetişkinlerin oldukça uzun süre elma ile ilgili halüsinasyonlar gördüğü, bölge halkı tarafından anlatılmaktadır. Film, bu sahne ile Halepçe’ye yerinde bir gönderme yaparak bir kez daha savaşı bizlere hatırlatmaktadır. Aslında sadece bu iki olaya bakıldığında bile savaşın ve soykırımın, coğrafyada normalleştirilmeye çalışıldığı ve günlük hayatın bir parçası hâline getirilmek istendiği gözlemlenebilir.
Yıllar sonra Kobanê’deki soykırımın öznesi ve nedenleri değişse de Halepçe Katliamından farksız olduğu hissi uyanmaktadır. Çocukların televizyondaki haberlerden korkup ağlaması sonucunda, babaannenin televizyon için Ronî’ye “şeytan işi” diyerek tepki göstermesi de Kobanê’de alınan zafere rağmen IŞİD’in yaptığı sosyokültürel baskıyı kanıtlar. IŞİD, halkı kendi kültüründen kopararak farklı olan her şeyi din adı ile lanetler. Böylelikle kültürel bir soykırıma da imza atar. Film bazı konularda her ne kadar yapaylığı hissettirip bizi ekrandan koparsa da, vermeyi amaçladığı mesajı yeterince verebilmiş. Özellikle kültürü hissettirme ve diyalogların da doğallığı bunu kanıtlar cinsten.







Yorumlar