Umudun Yas ile Buluştuğu Bahçe:Oaks Dance in the Wind
- Hatice Kübra Pola

- 3 gün önce
- 1 dakikada okunur
Film, İranlı yönetmen Sajjad Ahmedbeigi tarafından 2023 yılında perdeye aktarılmıştır. Oaks Dance in the Wind’in geneline baktığımızda iki farklı zaman diliminde geçen olayları görüyoruz: Biri 80-88 yıllarında süre gelen Irak-İran Savaşı’ndan; diğeri ise günümüzden.
“Galibi olmayan savaş” olarak da bilinen İran-Irak Savaşı, yarattığı tahribat ve kayıp sayılarıyla II. Dünya Savaşı’ndan sonraki en kanlı savaştır. Taraflar savaş boyunca askerî ve ekonomik hedefler dışında sivilleri de hedef almıştır.
Filmde iki ana karakterimiz mevcut: Lawan ve Şirkhan. Şirkhan savaş sürecinde eşini kaybetmiş ancak bu köylüler tarafından kendisinin onu öldürdüğü şeklinde lanse edilmiş ve ismi hemen her şeyle anılarak kötüye çıkmıştır. Lawan ise arkadaşlarıyla oynarken uçurtmasını Şirkhan’ın evine kaçıran, oraya yeni taşınmış bir çocuktur. Ki Lawan’ı filmin merkezine iten en temel özelliği, bana kalırsa, oraya yeni taşınması ve Şirkhan hakkındaki yargıları içselleştirmemiş olmasıdır.
Lawan Şirkhan’ı ilk olarak kaçırdığı uçurtmasını almaya çalışırken ağacın altında görür ve anlık bir panikle ağaçtan düşer. O sırada ayağını burkan Lawan’a, ayağını küçük odun parçalarıyla sabitleyerek yardım eder Şirkhan. Bu sahne bizlere köyde kendisiyle bağdaşan kötü özelliklerine rağmen Şirkhan’ın merhametli biri olduğunu gösterir.
İlerleyen sahnelerde, hem geçmişe yapılan dönüşler hem de Şirkhan’ın Lawan’a teatral sunuşlarla birlikte anlattığı mazisi gerçekten neler yaşandığını seyirciyle buluşturur Bu trajedinin ortasındayken savaşın halkları nasıl benliklerinden uzaklaştırdığını görürüz.
Şirkhan’ın eşinin, gözünün önünde öldürülmesiyle yaşadığı travma, onu yıllarca insanlardan uzak kılan bir konuma sürükler. Kendini sakındığı köylü ise onu -Lawan’ın arkadaşlarının söylemiyle- deli, yanına geleni öldüren, cinlerin musallat olduğu, karısını öldürmüş bir katil olarak adlandırmıştır.
Ancak Lawan, Şirkhan’ın yanından ayrılırken ona ‘’Ben söylemedim ama… Çocuklar diyor ki sen delisin… Karını sen öldürmüşsün,’’ diye serzenişte bulunur . Bu sahnenin ardından Şirkhan, eşinin mezarının yanında yatarken evinin çevresinde uçurtmalar görür.
Film, savaşlarda verilen kayıplarla insan ruhunun ne kadar solduğunun ve acıyla dolduğunun ancak toplum birbirinden kopmadığı müddetçe özgür günlerin, berrak ve huzurlu anların ufukta görüneceğinin umudunu veriyor.







Yorumlar