Meksika’da Kaybedilen Ruhlar ve Devlet Şiddetinin Gölgesinde Bir İz Arayışı: Dalia’s Still Here
- Ekin Eylül Çok

- 4 Oca
- 2 dakikada okunur
“Ya sonsuzluk orada, uzaklarda, dipsiz uzayda değil de tam burada, ayağımın altındaki çukurda olsaydı?” -Celia Guerrero
Meksikalı gazeteci Celia Guerrero’nun bu çarpıcı sözleriyle başlayan kısa animasyon filmi Dalia’s Still Here, 2006 yılında Meksika hükümetinin başlattığı “uyuşturucuya bağlı şiddetle mücadele operasyonunun” insanlar üzerinde nasıl yıpratıcı etkiler bıraktığını anlatıyor.
Zamanın Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderon’un mevkidaşı ABD’li George W. Bush’un teşvikiyle 2006 yılında başlayan bu operasyonlar, Meksika’daki zorla kaybetme ve cinayet vakalarının sadece resmi başlangıcı sayılabilir. Onlarca yıldır ABD’ye giden uyuşturucu kaçakçılığı yolunda hüküm süren karteller, 1990’lı yıllarda Medellìn gibi oluşumların çöküşünden itibaren etki alanlarını artırmaya başlamışlar, bu durum hükümetin devreye girmesine vesile olmuştur. Kaybedilmeler sıklıkla hükümet ajanlarının doğrudan veya dolaylı katılımıyla gerçekleşmektedir. Bu durumun ortaya çıkışında açıkça “harcanabilir" insan inşası, politik-ekonomik fayda, ve sosyal kontrol amaçlarının güdüldüğü söylenebilir.
Meksika'daki cezasızlık problemi, kaybetme krizine ayrıca katkıda bulunmuştur. Kaybedilmeler hakkındaki bilgi eksikliği, hesap verme yetersizliğini haklı çıkarmak için kullanılır ve bu da engellenemeyen şiddet için bir zemin oluşturur. Ancak bu vakalara yakından bakıldığında, hükümet yetkililerinin kayıpları yasaların gerektirdiği şekilde nadiren zamanında ve etkili bir şekilde soruşturduğu veya kaybedilenlerin nerede olduğunu aramak için asgari bir çaba bile göstermediği görülmektedir. Bu durum; ya böyle bir soruşturmanın zorluğundan ve soruşturma yürütme korkusundan, ya da devlet ajanlarının bizzat kendi katılımlarını gizlemek amacından kaynaklanmaktadır. Devlet bir kaybetme olayına doğrudan dahil olmasa bile, failleri önleme, cezalandırma ve kaybedilenleri arama konusunda tabii bir sorumluluğa sahiptir. Bu sorumluluğu yerine getirmedeki her türlü eksiklik, şiddetle mücadele adının altında “ölüm kokusunun içinde sevdiklerini arayan” yüzbinlerce insanı barındırmakta. Kayıplarının ve “şüpheli” bir şekilde ölü bulunan yakınlarının izini süren kitleler, devletten ümitlerini yitirmiş bir halde kendi imkanlarıyla arama çalışmalarını sürdürüyorlar.
Film, yaşlı bir adamın yeraltında öylece yatan yakınının cesedine, yani daha soyut bir tabirle “ruhuna” ulaşmasıyla başlıyor. Kaybedilen ruhların akıbetinden bihaber olan insanların yaşadıkları bilinmezlik son buluyor; ardından getirdiği buruk bir “gözüm arkada kalmadı” hali, filmin ana hatlarına hakim bir motif olarak karşımıza çıkıyor. “Kayıp ruh” kavramı ise bir karakter olarak filmde yer alıyor, kendini arayan yakınlarıyla buluştuğunda “ölüm kokusu” burunlarına dolarak tamamlanıyorlar.
Karakterimiz Dalia, bu kayıp ruhlardan biri ve babasını ararken kendisi ve evcil hayvanıyla beraber bizleri de bir yolculuğa çıkarıyor. İlk başlarda onu hüzünlü ama umutlu bir şekilde görüyoruz, içinde eski fotoğraflarına baktıkça kamçılanan bir harekete geçme güdüsü var. Yolculuğu ilerledikçe başından geçen olaylara şahit oluyoruz: Babasının karavanı, nasıl yollarının kesildiği, birbirlerinden ayrılışları… “U-333” plakalı karavanı ararken bir sürü farklı numaralı karavanlara, yani kendisiyle aynı süreçten geçen bir sürü insana rastlıyor. Kimi zaman yitiriyor umudunu, kimi zaman babasını bulduğunu zannediyor. Aslında kendisinin ve hayvanının hayatta olmadığını fark ettikten sonra baba-kız gerçekten kavuşuyor: Babası karavanda öylece onu bekliyor; epeyce yaşını almış, fakat kızına kavuşamadığından hala huzursuz. Dalia onu bulduğu zaman ise tamamlanıyorlar, acı ve bilinmezlikle yitip giden üç hayat tek bir uykuya dalıyor.
5227’den fazla gazete haberinden yola çıkılarak yapılan ve sevdiklerini bulana dek arayacak olan 37.000’den fazla aileye (güncel rakamlar dikkate alındığında bu sayı ne yazık ki artmış durumda) atfedilen Dalia Sigue Aquí; yürek burkan ve legal kılıfların içine gizlenmiş korkunç haksızlıklar hakkında düşündüren, herkesin izlemesi gereken bir animasyon.




Yorumlar