top of page

Topraktan Koparılan Hafıza, Zorunlu Göç, Savaşın Ardından Kalanlar: Rojeke Ronî

  • Yazarın fotoğrafı: Ekim Aslan
    Ekim Aslan
  • 3 gün önce
  • 2 dakikada okunur

"Toprağından koparılmaya çalışılanların dilinden..”


Demografik değişim, çoğunlukla doğal nüfus hareketleriyle açıklanmaya çalışılsa da Ortadoğu halkları söz konusu olduğunda bunun arkasında savaş, inkâr ve planlı müdahaleler vardır. Halkların yüzyıllardır yaşadığı topraklardan koparılması, yalnızca nüfusun mekânsal olarak yer değiştirmesi değil; tarihsel hafızanın, kültürel birikimin ve toplumsallığın hedef alınmasıdır. Bu süreç, halkların toprakla ve mekânla kurduğu ilişkinin sistematik biçimde yok edilmesi üzerinden ilerler ve etkileri kuşaklar boyunca sürer.


Ortadoğu’da, özellikle Mezopotamya bölgesinde bitmeyen savaşlar, insanlığın doğduğu ve yaşamın filizlendiği bu topraklarda toplumsal yapıyı bilinçli biçimde yok etme çabalarının temel aracı hâline gelmiştir. Bu konuyu Rojeke Ronî üzerinden ele alacaksak özellikle Kürt halkı ve bu coğrafya hakkında konuşmamız gerekmektedir. Yüzyıllar boyunca ve özellikle kapitalizmin gücünün doruğa ulaştığı bu dönemde Kürt halkı, bir yandan ulus devletlerin inkâr ve asimilasyon politikaları, diğer yandan bazı güçlerin çıkar savaşları nedeniyle sürekli göçe zorlanmaktadır. Yerinden, toprağından edilen halklar, -doğal olarak- metropolde kendine yeni bir yaşam inşa etmeye çalışmaktadır.

Göçe zorlanan insan için şiddet sadece göç etme nedeni olarak kalmaz ve göç edilen metropolde gündelik hayatta kendine tekrardan yer bulur. Savaşta süregelen barınma, iş, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçlara erişimin ayrıcalıklı statüsü varlığını devam ettirir. Yoksulluk geçici bir durum değil, yeni mekânda kendine yer edinebilmiş bir gerçekliktir.


Metropole göç edenler en güvencesiz işlerde çalışmak durumunda kalırken yoksulluğun bedelini en ağır şekilde çocuklar öder. Çocuk emeği, bu hayatın bir parçası değil sistemin kendini sürdürme aracıdır. Atölyelerde düşük maaşlarla insanlık dışı saatlerde çalıştırılan çocuklar için yeni bir şehir, yeni bir yaşam vadetmenin çok uzağında kalmıştır.


Son yıllarda artan çocuk işçi cinayetlerine, çocuk işçi emeğindeki sömürüye ve hâlâ (sistematik veya fiziksel) devam eden savaşlara baktığımızda, Rojeke Ronî filminin toplum açısından oldukça önemli meselelere yoğunlaştığını kaçırmamak gerekir.


Ailenin yaşadığı derme çatma ev ve filmin kısıtlı mekânlarda geçiyor olması şehir merkezinden uzak bir yaşamın varlığını hissettirir. Aynı zamanda çocukların izledikleri bir haberden kaynaklı bu denli korkmuş olmaları savaşın bireyler üzerindeki derin etkilerini ortaya koyar. Ronî başta olmak üzere karakterlerdeki duygular, bazı eksikliklere rağmen genel olarak güzel aktarılır. Savaşın yarıda bıraktığı acı, maalesef kendini savaş sonrasında tamamlamıştır. Film bu gerçeği bize çok net aktarabilmiştir.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page