top of page

Spencer: Prenses Diana’nın Kraliyet Rejimine Direnişi

  • Yazarın fotoğrafı: Z. İnci Asal
    Z. İnci Asal
  • 19 Ara 2025
  • 5 dakikada okunur

Dünya prömiyerini Eylül 2021'de 78. Venedik Uluslararası Film Festivali'nde yapan, Jackie, Neruda gibi filmlerinden tanıdığımız yönetmen Pablo Larrain tarafından yönetilen, Kristen Stewart’ın başrolde Prenses Diana’yı canlandıran Spencer filmi 2021 Kasım'ında vizyona girdi. Film Larraine’in daha önceki filmleri gibi biyografi ve psikolojik drama ağırlıklı olsa da Prenses Diana’nın hayatındaki çok kritik bir nokta olan 1991 Noel Arifesi ’ne odaklanıyor. Prenses Diana’nın tüm hayatının zaten yıllardır hem yaşarken hem de öldükten sonra didiklendiği ve çeşitli pek çok filme, belgesele de konu olduğunu göz önüne alırsa, yönetmen oldukça farklı ve karakterin duygu durumuna odaklı, bir yaklaşım tercih etmiş.  Film Norfolk'taki Sandringham malikanesindeki kraliyet ailesiyle Noel tatili sırasında, Prenses Diana’nın Prens Charles ile on yıl süren evliliğini bitirmeye karar verdiği o yoğun 3 güne odaklanıyor. Film zaten adını Prenses Diana’nın evlenmeden önceki soyadından alarak, İngiliz Kraliyet ailesini ikinci planda bırakıp, ilk defa konuyu içselleştirip Prenses ’in zihinsel sorunlarının kaynağına odaklanmış. Larrain, “gerçek bir trajediden bir masal” yaratarak, Diana’nın sadece bir prenses ve eş değil, bir kadın, bir anne hatta bir birey olarak varlığından bahsederek onu bir de bu şekilde görmemize imkân veriyor. Dünya’nın en sevilen ve izlenen medyatik Prenses ’ine bir ikon olarak değil gerçek bir insan olarak empati göstermemizi sağlayan film, oyunculuk, kostüm, müzik ve sinematografik açıdan zengin bir seyir imkânı sağlıyor.  Genel popüler izleyici kitlesine oynamasa da biyolojik drama seven, yönetmenin diğer filmlerine aşina, Diana’nın hayatına ilgili sanat sever kitlenin büyük ilgisini çekecek ve beğenilecek bir film olma özelliği taşıyor.


Spencer, Pablo Larrain (2021)
Spencer, Pablo Larrain (2021)

Filmin oyuncu kadrosunda Kristen Stewart hacirinde öne çıkan isimler, Timoty Spall, Jack Farthing, Sally Hawkins gibi isimler yan rollerde Diana’nın ışığı altında kalıyor ancak karakteri oldukça destekleyen roller ile karşımızdalar. Detaylı konusundan ve incelemesinden ancak SPOILER içerikli bahsederek devam edebileceğim içerin uyarımı şimdiden yapıyorum. Prenses Diana (Stewart) Noel tatili kutlamalarına başlangıcına geç kalır. Kendi kullandığı arabasıyla, Kraliyet ailesi gözetiminden kaçmış şekilde kendini yollara vurmuşken Kraliyet ailesinin komşusu olarak büyüdüğü bölgede kaybolur.  Bu kayboluş aslında çocukluğunun geçtiği bu topraklara yabancılaşma yıllar içinde Kraliyet ailesinin beklentileri karşılamaya çalışırken kendini nasıl kaybettiğinin bir sembolü olarak karşımıza çıkar. Kraliyet arazisine vardığında, ailenin gözü ve kulağı olan sert suratlı eski bir subay ve Noel için özel olarak getirilen uşak tarafından Binbaşı Alistar Gregory (Timothy Spall) tarafından karşılanır. Onun bilgisi olmadan yapabileceği hiçbir şey yoktur. Tüm film boyunca Kraliçe’nin gözü kulağı kötü adam olarak karşımıza çıksa da aslında Alistar ‘da Prenses’in tam düşmanı değildir. Oğulları William (Jack Nielen) ve Harry (Freddie Spry) ile yeniden bir araya gelen Diana, kocası Prens Charles'ın (Jack Farthing) bir ilişkisi olduğunu bile bile cesur görünmeye çalışmak zorundadır. Kaygısı ve depresyonu onu alt etmeye çalışırken bunun etkilerinin fiziki yansımasını Bulumia (kısa bir süre içinde aşırı yiyecek tüketiminin sık tekrarlanması ve hemen ardından fazla kalorilerden kurtulma düşüncesiyle kendi kendine kusmak, şeklinde ilerleyen ciddi bir yeme bozukluğudur) olarak görürüz. Prenses yeme bozuklu ve özgüven eksikliğinin bir göstergesi olarak görünüşü ile ilgili anksiyeteler ve Binbaşı Alistar’ın ona gizliden ilettiği Anna Boyle’un kitabı ile bazı hayaller görmeye başlar. Kral tarafından kafası kesilerek öldürülen Anne Boleyn'in (Amy Manson) hayaletini, kendisine yapılacaklara dair bir alamet olarak görmeye başlayan Diana, Maggie (Sally Hawkins) adındaki hizmetkarını arkadaşı ve müttefik olarak bulur, ancak Diana'nın ona en çok ihtiyaç duyduğu anda, Kraliyet ailesi tarafından gönderilir. Ancak bunları yapan Kraliçe değil daha çok Prens Charles’tır. Prens, kendi ihanetini Diana’ya yüklemeye bile çalışır. Geç kalışlarının arkasında sanki başka biri varmış gibi suçu ona yıkmaya çalışır gibi görünmektedir. 


Spencer, Pablo Larrain (2021)
Spencer, Pablo Larrain (2021)

Herkes her şeyi bilmekte ancak kimse bunu konuşamamakta ve bu sıkıntıların hepsi Diana üzerine yük olmaktadır. Kocası ve Prens’in, Diana üzerindeki ailevi ve psikolojik baskıları da görmüş oluruz. Gösterişli malikanenin dışında ve içinde mahremiyeti elinden alınmış Diana’ya bunu güvenlik ve Paparazziler yüzünden olduğu söylense de perdelerden ışık bile görmeyen altın kafese hapsedilmiş bir narin bir kuşun çaresizliği gibi karakterindeki buhranları izleriz. Anna Boyle ile kurduğu hayal ve gerçekliğin iç içe girdiği sahnelerde Diana’nın onunla nasıl özdeşleştiğini görürüz. Maggie (Sally Hawkins) haricinde ona mesafeli yakınlık gösteren, Kraliyet ailesi Baş Aşçısı Darren (Sean Harris), Diana’ya üstü kapalı gerçekleri sunduğunda onun zayıflıklarını göstermemesi ve arkasından konuşulsa da onun diğer Kraliyet mensupları gibi olmadığını sevildiğini ve herkesin iyiliğini istediğini söyler. Diana bir Prenses ’ten çok öte, halktan biri, bir azize ve anne olarak gerçek biri olarak görüldüğünün altı çizilir. Zaten tüm medyanın ve halkın onu sevmesi de bu yüzdendir. Bir anda bir restoranda belirip yol sorabilir, topuklu ayakkabılarını çamura sokmaktan ya da kot pantolon spor ayakkabı giyip dans etmekten çekinmez ancak bunların hepsini gözlerden uzak yapmalıdır. Sorun olan işte budur zaten, çocukluğunun geçtiği harabe haline gelmiş eve gitmesi, kendini bulması ile özdeşleştirilebilir. Tüm tehlikelere rağmen üzerinde gelinlik gibi bir gece elbisesi ayağında çizmeler ile yıkılmak üzere olan merdivenleri çıkışı, Anna Boyle’ın hayaletinin de desteği boynundaki inci kolyeden tasmayı parçalayarak çıkarması da bu yüzdendir. İnci kolye her iki kadın içinde bir tasmadır aslında. Prens tarafından hem Diana’ya ona hem de metresi Camilla Parker Bowles’a da aynı inci kolye alınmıştır ve Diana bunu biliyordur aldatıldığını bildiği gibi. Bu hediye farkında olunmadan, Prens’in ikisini de verdiği değer/değersizlik eşittir. Ancak Diana kıskançlıktan çok, umursanmamış olmayı yediremez kendine ve bu durum onun özgüvenini de etkiler.


Spencer, Pablo Larrain (2021)
Spencer, Pablo Larrain (2021)

Son zamanlarda Larraín, filmlerinde toplumsal kafesler tarafından tutsak tutulan kadınlara odaklanmıştır. Bu kadınların nasıl bir kaçış yolu bulduklarına hayran kalmış olmalı ki Natalie Portman'ın 2016'da Jackie filminde First Lady rolündeki performansını ve sonrasında Larrain’nin cinsel içerikli draması Ema filminde gelenekleri bozan bir sokak dansçısının hikayesini yansıtır. Spencer filmi Jackie filmi ile de çok şey ortak noktası vardır. Dönem kıyafetleri ve büyük zengin evlerde ünlü kadınların üzerindeki büyük baskı ve buhranlar ile güçlü kadınları yönetmenin önceki filmlerinde de bir imza olarak görüyoruz. Filmin başında yönetmen not düşmüş zaten bu gerçek bir trajediden bir masaldır diye. Biz kafeste yaşamak zorunda olan oraya ait olmayan, kafeslerini yıkmaya çalışan kadınları ekrana yantıyor. Spencer’da Diana’nın kendini sülün avı sahnesinde silahların önüne atması ile Ema filminde başroldeki annenin oğlu için alev makinası ile etrafı ateşe vermesi aynı sebeplerden. Yönetmenin bu odak noktası yüzünden başrol harici herkes sönük kalıyor, tüm başarılı oyunculuklar Kristen Stewart’ın Diana olarak parlaması için var ancak bu nokta çıkarıldığında tek başına aşırı başarılı bir oyunculuk kaldığı söylenemez.


Spencer, Pablo Larrain (2021)
Spencer, Pablo Larrain (2021)

Larraín'in bu yukarıdaki sebeplerden vizyonu ve hikâyeye bakışı, Prenses’in Kraliyet geleneklerinden ve Noel tatil seremonilerinden duyduğu hoşnutsuzluğun basit bir yorumu değildir. Yönetmen, Prenses’in gerçek ve hayali ıstırabı ile izleyiciyi rahatsız etmeyi amaçlamış ve başarılı olmuştur.  Diana geç kalmış bir vaziyette ilk içeri girdiğinde onu tartılmaya zorlarlar. Bir Kraliyet geleneği olarak ilk ve son gün tartılarak alınan kilolar, eğlenceli bir Noel yemeğini işaret etse de Bulumia pençesinde, psikolojik sorunlarını vücudu ve görünüşüne yansıtan Diana için o kadar zordur ki bu seyirciye sebebi daha belli olmasa da hemen geçer. İzleyiciyi Diana'nın parçalanan zihinsel durumunu kendi içinde de yaşaması için Larraín, Diana'nın ezici deneyimini ve Stewart’ın oyunculuğunu kullanarak tiz tellerden çanların şıngırdamasına, sürekli bir Noel atmosferinde duyabileceğiniz neşeli sesleri sinir bozucu bir film müziği yaratmak için kullanmış, bunun içinde ünlü besteci Jonny Greenwood ile çalışmış.  Olağanüstü görüntü yönetmeni Claire Mathon (Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi /Portrait of a Lady on Fire), sahne ve kostümleri görsel olarak eşleştirerek, mekanların ve İngiltere’nin kasvetli havasından yararlanarak Diana’nın gelişimini hem görsel hem de kostümler ile anlatıyor. Filmde Prenses Diana’nın tüm ikonik kostümlerini görüyoruz ancak bu kostümlerin hepsi onu hayatındaki önemli zamanları temsil ederek onu nihai kararına götüren yoldaki gelişimini anlatıyor.


Spencer, Pablo Larrain (2021)
Spencer, Pablo Larrain (2021)

Filmin sinematografisi, kostümleri, sahne tasarımları, müzik ve oyunculuk birer artı olarak ele alınsa da tek eksiğin Kristen Stewart’ın pazarlama stratejisi ile aşırı abartılmış oyunculuğu olduğunu söyleyebiliriz. Evet kesinlikle hatırı sayılır bir oyuncu performansı sergilese de zaten Yönetmen Larrain’nin anlatımı, bakış açısı dahilinde ona yüklenmiş bir görevdir bu. Başarılarıyla ağırlık çeken bir film olarak izlenmesini önemle tavsiye ederim.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page