top of page

Maskeler Düştüğünde: Gas Attack

  • Yazarın fotoğrafı: Murat Mert Atmaca
    Murat Mert Atmaca
  • 3 gün önce
  • 1 dakikada okunur

Gas Attack için Festival seçkisinin en ayrıksı filmi demek mümkün. İtalya'dan gelen yapım, sadece üç dakikalık süresiyle “savaş”ı muzip bir oyunsulukla yerden yere vuruyor.


Filmden söz etmeye belki de en heyecan verici özelliğiyle başlayacağım: Anlatısını sinema tarihinden biçimsel araçları yeniden üreterek gerçekleştiriyor. Chaplin'in Shoulder Arms'ından fırlamış iki askerin; düşmanlarına atmaya çalıştığı iki el bombası, önlerine düşüveriyor. Ardından halüsinasyonlar görmeye başlayan askerler, Sjöström'un arabasına binip bilinçdışına bir yolculuk yapıyorlar.



Filmin slapstick komedisi ve ragtime piyanosu bizi savaşın ciddiyetinden uzaklaştırmanın yanında; bu meselenin tarihe karışıp gittiği rahatlamasını yaşatıyor. Bizim için, Méliès'nin sihirbazlarından farklı değil artık gördüğümüz askerler.


Gaz maskeleri onları korumadığında, gözlerinde Vertigo spiralleri dönmeye başlıyor. Bunu savaşın iki haletiruhiyesiyle okumak mümkün: kolektif bir histeriden halüsinasyonlarla uyuşma hâline geçiş. Foucault ile tekrar düşünebiliriz; delilik, maskelerin düştüğü değil, yüzlerin maskeye dönüştüğü anın yarattığı bir durum.



İki asker, gördükleri büyülü ormandaki ışıltılı kadını takip ediyorlar. Diğer iki askerse onları dürbünle izliyor. Gazın etkisindeki askerleri anlamlandıramıyorlar ancak gittikleri yer aynı: THE END.



"Son", Pieter Brueghel'in "Ölümün Zaferi" tablosu üzerinde yazılı. Çünkü zafer her zaman ölümün. Savaş eski bir yalan, Adem’le Havva'dan kalan.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page